Basın-Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada, gazetecileri doğrudan hedef alan "Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası”nın ardından Kıbrıs Türk Barolar Birliği tarafından yapılacak bilgilendirme toplantısının, “yanlış ve dayatma bir kararın aklanma çabası” olduğu ifade edildi.
Açıklamada, gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokan bir anlayışın basına anlatacak hiçbir şeyi bulunmadığı vurgulandı.
“Böyle bir anlayışın basına anlatacak hiçbir şeyi yoktur”
Sendika, söz konusu düzenlemenin gazetecilerin haber yapma hakkını daralttığını ve kamunun haber alma özgürlüğünü sınırladığını belirterek, “Böyle bir anlayışın basına anlatacak hiçbir şeyi yoktur” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, yapılacak basın toplantısının sorumluluğu basın emekçilerinin üzerine yıkmayı amaçladığı öne sürülerek, bu tür girişimlere karşı sendikanın gerekli iradeyi ortaya koyacağı kaydedildi.
“Bu yasayı da yapanları da tanımıyoruz”
Basın-Sen, yasa hazırlık sürecine de tepki göstererek, “Başbakanlık binasının alt katlarında pişirilen bu yasayı da, bu yasayı yapanları da tanımıyoruz” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, düzenlemenin çağın ve ifade özgürlüğünün gerisinde kaldığının altı çizildi.
Gazetecilere çağrı: Barolar Briliği'nin toplantısına katılmayın
Sendika, basın emekçilerine çağrıda bulunarak, yarın düzenlenecek basın toplantısına katılmamalarını istedi. Açıklamada, “Basın emekçileri, kendi mesleklerini hedef alan bu düzenlemeyi meşrulaştıracak hiçbir platformun parçası olmamalıdır” denildi.
"Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin topluma ve basın emekçilerine söyleyecek sözü kalmadı"
Basın-Sen, yapılması gerekenin söz konusu düzenlemeyi savunmak değil, sorumluluğunu üstlenmek olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin topluma ve basın emekçilerine söyleyecek sözü kalmadığını vurguladı.
Basın-Sen'in açıklamasının tamamı şöyle:
"Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin yarın düzenleyeceğini duyurduğu “Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası”na ilişkin basın toplantısı ne samimidir ne de meşrudur.
Basın emekçilerini doğrudan hedef alan, gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokan bir düzenlemenin ardından yapılan “bilgilendirme” girişimi, alınan yanlış ve dayatma kararın aklanma çabasıdır. Gazetecilerin haber yapma hakkını daraltan, kamunun haber alma özgürlüğünü sınırlayan bir anlayışın basına anlatacak hiçbir şeyi yoktur.
Kendini aklama çabasıyla yapılacak olan bu girişimin, tüm yükü yasalarla susturulmak istenen basın emekçilerinin üzerine atacağı açıktır. Bilinmelidir ki, yapılan yasayı savunmak için uydurma gerekçelerin ve mazeretlerin arkasına saklanma girişimine verilecek cevabımız da irademiz de vardır. Çağın ve ifade özgürlüğünün gerisinde kalmış, egemenlerin arkasına saklanarak toplumsal meşruiyetini kaybetmiş hiçbir zümrenin çıkarına alet olmayacağız.
Başbakanlık binasının alt katlarında pişirilen bu yasayı da, bu yasayı yapanları da tanımıyoruz. Basın emekçileri, kendi mesleklerini hedef alan bu düzenlemeyi meşrulaştıracak hiçbir platformun parçası olmamalıdır. Basın Emekçileri Sendikası olarak çağrımız, basın emekçilerinin yarın düzenlenecek basın toplantısına katılmamalarıdır. Bizlerin sorunu yaratanlara soracak sorumuz yoktur!
Yapılması gereken, bu yanlış düzenlemeyi savunmak değil, sorumluluğunu üstlenmektir. Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin topluma ve basın emekçilerine söyleyecek sözü kalmamıştır.
Saygılarımızla
Basın Emekçileri Sendikası"














Yorumunuz