Dünya genelinde merkez bankaları, jeopolitik gerilimlerin yoğunlaşması ve enflasyon endişelerinin artmasıyla birlikte altına yeniden yöneldi.
Altın fiyatı bu yıl tarihte ilk kez ons (31,1 gr.) başına 5 bin doları aşarken, fiyatlardaki yükselişin arkasında gelişmekte olan ülkelerin güçlü talebi bulunuyor. Polonya, Türkiye, Hindistan ve Çin merkez bankaları son yılların en büyük altın alıcıları arasında yer alıyor.
Orta Doğu’daki savaşın küresel finans sistemi üzerinde yarattığı şok da merkez bankalarının stres dönemlerinde altına yönelme eğilimini yeniden görünür kıldı. Dünya Altın Konseyi’ne göre Çin, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Özbekistan gibi ülkeler rezervlerini artırmaya devam ederken, Guatemala da yaklaşık altı ay sonra ilk kez mart ayında altın aldı.
Bu dönüşümün arkasında yalnızca fiyat beklentisi yok. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından ABD ve Avrupa’nın Rusya Merkez Bankası’nın yurt dışındaki rezervlerini dondurması, birçok ülkeye dolar ve euro cinsinden rezervlerin siyasi baskıya açık olduğunu gösterdi. Yaklaşık 300 milyar dolarlık varlığın bloke edilmesi, altının “başkasının yükümlülüğü olmayan” bir varlık olarak önemini artırdı.
Bu süreçten sonra merkez bankalarının altın alımları hız kazandı. Dünya Altın Konseyi’ne göre merkez bankaları, üç yıl boyunca rezervlerine her yıl 1.000 tondan fazla altın ekledi. Bu rakam, 2021’deki yıllık alım hızının iki katından fazlasına karşılık geldi.
Ancak Türkiye bu küresel eğilim içinde çelişkili bir yerde duruyor. Türkiye son yıllarda en büyük altın alıcıları arasında yer alsa da, aynı zamanda altın rezervlerini TL’nin değer kaybını sınırlamak için kullanan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. New York Times bugünkü haberinde, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, merkez bankası verilerine göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasından bu yana geniş rezervlerinden 120 tondan fazla altın sattı veya ödünç verdi. Bu satışların amacı, enflasyon endişeleri ve ülkenin zayıf ekonomik görünümü nedeniyle değer kaybeden Türk lirasını desteklemekti. Genel olarak merkez bankaları, ithalat fiyatlarını artıran ve enflasyonu daha da kötüleştiren zayıf para birimlerinden endişe duyar” yorumunu yaptı.
Bu nokta Türkiye’yi Polonya ve Çekya gibi örneklerden ayırıyor. Polonya altını uzun vadeli stratejik rezerv olarak biriktiriyor. Polonya Merkez Bankası’nın mart ayında yaklaşık 85 milyar dolar değerinde 580 ton altını bulunuyordu; bu miktar 2022’de 228 tondu. Banka, rezervleri 700 tona çıkarmayı hedefliyor.
Çek Cumhuriyeti de benzer biçimde geçmişte “eski moda” ve pratik dezavantajları olan bir varlık olarak görülen altına yeniden dönüyor. Çek Ulusal Bankası, 10 ton altındaki rezervini 2028’e kadar 100 tona çıkarmayı planlıyor.
Türkiye’de ise altın, uzun vadeli bir güvenlik tamponundan çok kısa vadeli ekonomik baskıları hafifletmek için kullanılan bir araç görünümünde. Dünya altını gelecekteki krizler için kasasına koyarken, Türkiye mevcut krizin etkilerini hafifletmek için kasasındaki altını kullanıyor.











Yorumunuz