Dünya

'Fas, göç konusunda Avrupa için taşıdığı jeostratejik önemin farkına vardı'

Le Monde gazetesinde yayınlanan bir görüş yazısında, uluslararası göç uzmanı Catherine Wihtol de Wenden, Fas’ın Türkiye veya Belarus gibi diplomatik stratejisinde göç meselesini kullandığını ileri sürdü.

Uluslararası göç uzmanı Catherine Wihtol de Wenden'e göre, 30-31 Temmuz tarihlerinde İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya yaşanan yoğun göçmen akını, Fas'ın tıpkı Türkiye ve Belarus gibi göç meselesini dış politika stratejisinin bir unsuru olarak kullandığını gösteriyor.

30-31 Temmuz tarihlerinde Ceuta'da yaşanan gelişmeler, düzensiz göç ile diplomasi arasındaki ilişkinin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu. Yakın dönemde yaşanan üç önemli gelişme bu tabloyu anlamaya yardımcı oluyor.

Ayın başında İspanya Yüksek Mahkemesi, Fas'taki İspanyol yerleşim bölgeleri Ceuta ve Melilla'ya deniz yoluyla ulaşmaya çalışan göçmenlerin derhal geri itilmesini yasaklayan bir karar aldı.

Nisan ayında Başbakan Pedro Sánchez hükümeti, yıl sonuna kadar 500 bin düzensiz göçmene yasal statü verileceğini açıkladı. Temmuz ayı sonunda ise Fas Kralı VI. Muhammed'in tahta çıkış yıl dönümü nedeniyle düzenlenen etkinliklerin, Fas'ın İspanya sınırındaki güvenlik personeli sayısını azaltmış olabileceği değerlendiriliyor.

50 bin kişi deniz yoluyla geçti

Tahminlere göre yaklaşık 50 bin kişi, Fas'ın Fnideq kenti ile Ceuta sahili arasındaki sınır hattını zorlayarak deniz yoluyla İspanyol toprağına ulaştı. En az 72 kişinin hayatını kaybettiği olay, Avrupa Birliği'nin dış sınırlarından birinde yaşandığı için hem İspanya'da hem de Avrupa'da siyasi ve güvenlik krizine yol açtı.

Ancak uzman, bu krizin arka planında farklı siyasi hesaplar olabileceğini savunuyor.

Madrid-Cezayir yakınlaşmasına Fas'ın tepkileri

İspanya hükümeti son dönemde ekonomik büyümesiyle övünürken, Başbakan Pedro Sánchez 20 Temmuz'da Cezayir'e resmi ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, İspanya'nın en büyük doğal gaz tedarikçisi olan Cezayir'e 2020'den bu yana yapılan ilk üst düzey ziyaret oldu.

Oysa Madrid, 2022 yılında Batı Sahra konusunda tarafsızlığını terk ederek Fas'ın özerklik planını desteklemiş, bu durum Cezayir'in sert tepkisine neden olmuştu. Batı Sahra anlaşmazlığı, Cezayir ile Fas arasındaki en önemli sorunlardan biri olmayı sürdürüyor ve iki ülke arasındaki kara sınırı hâlâ kapalı bulunuyor.

2021 senaryosu yeniden mi yaşanıyor?

Yazar, benzer bir olayın 2021 yılında da yaşandığını hatırlatıyor. O dönemde Cezayir'in desteklediği Polisario Cephesi liderlerinden biri tedavi amacıyla İspanya'ya kabul edilmişti. Polisario Cephesi, Fas'ın kontrolündeki Batı Sahra'nın bağımsızlığını savunuyor. Bunun üzerine Fas, Ceuta ve Melilla üzerinden binlerce Faslı göçmenin geçişine göz yummuştu. Yaklaşık 8 bin kişi Ceuta'ya ulaşmış, Fas ise Batı Sahra konusunda İspanya'ya baskı yapmakla suçlanmıştı.

Bugün de benzer bir senaryonun tekrarlandığı değerlendirmesi yapılıyor. Bu durum, özellikle göç karşıtı Vox partisinin baskısı altındaki İspanyol hükümetini iç politikada zor durumda bırakıyor. Buna rağmen Madrid yönetimi olağanüstü hâl ilan etmeyi reddederek yaşananları bir güvenlik krizi olarak değerlendirmedi.

İspanya, Avrupa'nın göç politikalarında yalnız kaldı

Haziran 2026'da yürürlüğe giren Avrupa Göç ve İltica Paktı sonrasında İspanya, kitlesel yasallaştırmayı savunan tek büyük Avrupa ülkelerinden biri konumuna geldi. Madrid bunu ekonomik gerekçelerle savunurken, Avrupa Birliği'nin genel yaklaşımı düzensiz göçü caydırma ve sınır güvenliğini artırma yönünde şekilleniyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İspanya ile Schengen uygulamasının askıya alınmasını isterken, İspanya Dışişleri Bakanlığı bu açıklamaya tepki göstererek İtalya'nın Madrid Büyükelçisi'ni çağırdı.

Fransa'da da 2026 ilkbaharında Cumhuriyetçiler Partisi liderlerinden Bruno Retailleau, İspanya'nın düzensiz göçmenleri yasallaştırma kararının Fransa'ya göçü artırabileceğini öne sürerek Fransız-İspanyol sınırının kapatılmasını istemişti.

Göç uzmanı ise bu eleştirilerin gerçekçi olmadığını savunuyor. Wenden’e göre, İspanya'da çalışan ve yasal statü kazanacak kişilerin, çoğunluğu İspanyolca konuşan Latin Amerikalılardan oluşurken, Fransa'ya giderek yeniden düzensiz duruma düşmeleri için mantıklı bir neden bulunmuyor. Wihtol de Wenden, her göç krizinin güvenlik söylemlerini güçlendirmek için kullanıldığını belirtiyor.

"Fas jeostratejik gücünün farkında"

Makalenin temel savı, Fas'ın göçü dış politikada stratejik bir baskı unsuru olarak kullanmaya başlaması.

Gibraltar Boğazı'nın en dar noktasında Fas ile Avrupa arasındaki mesafe yalnızca 13 kilometre. Endülüs kentlerinde, aralarında tek başına gelen çocukların da bulunduğu çok sayıda düzensiz göçmen yaşıyor ve yerel dernekler bu kişilerin eğitim ve iş hayatına katılımı için çalışmalar yürütüyor.

2023 yılında Fas ile İspanya arasında imzalanan düzensiz göçle mücadele anlaşması sayesinde 2026 yılında İspanya'ya yönelik düzensiz geçişler azaldı. Ancak bu anlaşmalar sınır denetimini sadece geçiş noktalarıyla sınırlı bırakmadı; ülke geneline yayılan kimlik kontrolleri ve özellikle Sahra Altı Afrikalı düzensiz göçmenlere yönelik denetimlerle sınır fiilen ülke içine taşındı.

Avrupa ile Batı Afrika arasında sıkışan Fas

Araştırmacı Mehdi Alioua'nın "trans-göçmenler" olarak tanımladığı göçmenler daha önce de Ceuta ve Melilla'yı çevreleyen çitleri aşmaya çalışmıştı.

Fas ise Avrupa ülkeleriyle, kendi topraklarından geçen düzensiz göçmenleri geri almasını öngören kapsamlı çok taraflı anlaşmalara mesafeli yaklaşıyor. Bunun nedeni, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) içindeki konumunu ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini korumak istemesi.

Yazara göre Fas, göç konusunda Avrupa ile Batı Afrika arasında sıkışmış durumda olsa da bu jeostratejik konumundan en yüksek diplomatik faydayı sağlamaya çalışıyor.

Türkiye ve Belarus örneği

Wihtol de Wenden, Fas'ın izlediği stratejinin Türkiye'nin 2020 yılında Avrupa Birliği'ne karşı izlediği politikayı hatırlattığını belirtiyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye mutabakatındaki taleplerinin karşılanmamasına tepki olarak mültecileri durdurmayacağını açıklamıştı. Otobüslerle Yunanistan sınırına giden mültecilerle ilgili süreç COVID-19 salgını nedeniyle sona ermişti.

Yazar, Belarus'un da benzer şekilde Avrupa ile sınır konumunu kullanarak göçü dış politika aracı haline getirdiğini savunuyor ve Fas’ın da artık Avrupa için sahip olduğu jeostratejik konumun farkında olduğunu ve göçü dış politika ve diplomatik pazarlığın önemli bir aracı olarak kullandığını savunuyor.

Kaynak: Le Monde

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın