İsrail ile Lübnan’daki Hizbullah arasında cuma günü yürürlüğe giren yeni ateşkes, Washington ve Tahran’ın yoğun baskısı altında sağlandı. Ancak sahadaki gelişmeler, çatışmaların tamamen sona ermediğini ve güney Lübnan’ın geleceğine ilişkin temel anlaşmazlıkların devam ettiğini gösteriyor.
ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptının tehlikeye girmesi üzerine yapılan diplomatik girişimler sonucunda, Katar’ın da arabuluculuğuyla İsrail ve Hizbullah 19 Haziran Cuma günü saat 16.00 itibarıyla çatışmaları durdurmayı kabul etti. Ateşkes, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından desteklenen daha geniş kapsamlı İran-Amerikan mutabakatının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ateşkes öncesi çatışmalar İsviçre görüşmelerinin askıya alınmasına neden oldu
Ateşkes öncesinde yaşanan şiddetli çatışmalar, ABD ve İran heyetleri arasında İsviçre’de yapılması planlanan teknik görüşmeleri riske attı. İsrail ordusu ile Hizbullah arasında meydana gelen çatışmalarda dört İsrail askeri ve onlarca sivil hayatını kaybetti.
İran, Lübnan’da ateşkes yapılmasını şart koştu
Tahran yönetimi, İsviçre’deki görüşmelerin devamı için önce Lübnan’daki ateşkesin uygulanmasını şart koşunca müzakereler kısa süreliğine askıya alındı. Bunun üzerine Washington, Tahran ve Doha arasında yoğun diplomatik trafik yaşandı.
Güney Lübnan’da çatışmalar tamamen durmadı
Ateşkes ilan edilmesine rağmen sahada gerilim sürüyor.
İsrail ordusu, Nabatiye’nin güneyindeki stratejik Ali el-Taher Tepesi çevresindeki kontrolünü güçlendirmeye çalışırken, Hizbullah’ın bölgede bulunan tünel ağı üzerinden direnişini sürdürdüğü belirtiliyor.
İsrail ordusu, Kfar Tebnit yakınlarında bir tankın vurulması sonucu dört İsrailli askerin öldüğünü duyururken ve Lübnan ikisi çocuk 47 Lübnanlının hayatını kaybettiğini açıkladı. İsrail, yalnızca cuma günü 150 hava saldırısı gerçekleştirdi.
İsrail Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Effie Defrin, Hizbullah’ın son haftalarda yüzlerce roket ve patlayıcı yüklü insansız hava aracıyla İsrail’i hedef aldığını savundu.
İsrail’de aşırı sağ tepkili
Çatışmaların ardından İsrail hükümetindeki aşırı sağcı isimler daha sert askeri adımlar atılması çağrısında bulundu.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, “Bir İsrailli annenin döktüğü her gözyaşı için bin Lübnanlı annenin ağlaması gerekir” ifadelerini kullanırken, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Lübnan’a karşı “cehennemin kapılarının açılması” gerektiğini savundu.
Bu açıklamalar, ateşkesin kalıcılığı konusunda soru işaretlerini artırdı.
Beyrut’tan İsrail’e tepki
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ise yaşanan saldırıları, İran-Amerikan mutabakatı sonrasında oluşan diplomatik süreci tehdit eden “tehlikeli ve kınanması gereken bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Lübnanlı yetkililer, Katar, ABD ve İran’ın ortak baskısı sayesinde çatışmaların kontrol altına alınabildiğini savunurken, İsrail’in ateşkese bağlı kalıp kalmayacağı konusunda ciddi şüpheler taşıyor.
Le Monde’a konuşan Lübnan hükümetinden bir yetkili, Amerikalıların yeni bir ateşkes denetim mekanizması önerdiğini belirterek, taraflardan birinin ihlal tespit etmesi halinde misilleme yapmadan önce Washington ile temasa geçmesinin planlandığını söyledi.
Asıl anlaşmazlık: İsrail çekilecek mi?
Krizin merkezinde İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmeyi reddetmesi bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede kalıcı bir ateşkesin ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesinin doğrudan müzakerelerin yeniden başlaması için temel şart olduğunu vurguladı.
Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bu talebi reddetti.
Netanyahu, “İsrail kuzeydeki yerleşimleri korumak için gerekli olduğu sürece güney Lübnan’daki güvenlik bölgesinde kalacaktır” açıklamasını yaptı.
İsrail ordusu halen yaklaşık 10 kilometre derinliğinde bir güvenlik kuşağını kontrol altında tutuyor ve son gelişmeler bu alanı genişletme niyetinin sürdüğüne işaret ediyor.
İsrail ordusunda çıkmaz endişesi
İsrail medyasında son günlerde yayımlanan haberlerde, askerler arasında uzun süre aynı bölgelerde konuşlanmanın ciddi riskler yarattığı yönünde değerlendirmeler yer aldı.
Özellikle Hizbullah’ın insansız hava araçları karşısında İsrail ordusunun etkili bir çözüm geliştirememesi eleştiriliyor. Son saldırılarda ölen dört askerin de bir İHA saldırısında yaşamını yitirdiği belirtiliyor.
Cuma günü öldürülen İsrailli tabur komutanı yarbay, birkaç hafta önce Ynet haber sitesine verdiği bir röportajda, "Öğrenen ve gelişen bir düşmanla savaş halindeyiz " demişti.
Washington’un baskısı belirleyici oldu
Son gelişmeler, İsrail’in Lübnan politikasında artık tam anlamıyla serbest hareket edemediği yorumlarına yol açtı.
ABD yönetimi, daha önce İran ve Gazze dosyalarında olduğu gibi, İsrail hükümeti üzerinde güçlü baskı kurarak istemediği bir ateşkesi kabul ettirdi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in perşembe günü yaptığı sert açıklamaların ardından Donald Trump, kararları yalnızca kendisinin verdiğini ve Yahudi devletinin onun iradesine uymak zorunda olduğunu yineledi.
Trump, İsrail’in Lübnan’a yönelik operasyonlarını durdurup durduramayacağı yönündeki bir soruya, “Evet, durdurabilirim. Bana çok saygı duyuyorlar ve söylediklerimi yapıyorlar” yanıtını verdi.
Öte yandan Washington Post, ABD istihbarat kurumlarının İsrail Başbakanı Netanyahu’nun devam eden müzakere sürecini ve ateşkesi zora sokabilecek adımlar atmasından endişe duyduğunu yazdı.
Ateşkes sürüyor, belirsizlik devam ediyor
Washington, Tahran ve Doha’nın ortak baskısıyla sağlanan yeni ateşkes şimdilik yürürlükte olsa da, İsrail’in güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdürme kararlılığı ve Hizbullah’ın bölgedeki direnişi nedeniyle çatışmaların yeniden alevlenme riski yüksek görülüyor.
Diplomatik kaynaklara göre önümüzdeki günlerde Washington’da yeniden başlaması planlanan İsrail-Lübnan görüşmeleri, ateşkesin kaderi açısından belirleyici olacak. Ancak sahadaki tablo, bölgede gerçek bir barıştan çok, yeni bir kırılgan denge dönemine girildiğine işaret ediyor.
Kaynak: Le Monde













Yorumunuz