İsrail ve Filistin arasında yıllardır çözümsüz kalan çatışmaya alternatif bir yaklaşım sunan “A Land for All” hareketi, iki devletli çözümün ötesine geçen yeni bir model önerisiyle dikkat çekiyor.
“Herkes için bir toprak”
İki devletli çözümden ayrışan İsrail-Filistin barış planı başlığıyla öne çıkan bu girişim, deniz ile Ürdün Nehri arasında tek bir vatan fikrine dayanıyor, ancak iki egemen devletin konfederal bir yapı içinde birlikte var olmasını savunuyor.
Korkuların, şiddetin ve nefretin hâkim olduğu bir coğrafyada, bu girişime iki kadın liderlik ediyor. İsrail vatandaşı Filistinli akademisyen Rula Hardal ile İsrailli avukat May Pundak, on yılı aşkın süredir Filistinliler ile İsrailliler arasında birlikte yaşamın koşullarını tartışmaya açıyor.
Ancak 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısı ve ardından Gazze’de yaşanan yıkıcı savaş ortamı, bu tür bir barış girişimini daha da zor hale getirmiş durumda. Buna rağmen hareket, henüz sınırlı sayıda destekçiye sahip olsa da akademik ve entelektüel çevrelerde destekleniyor.
“7 Ekim, siyasi çözüm olmadığında yaşanan şeydir”
May Pundak, çatışmanın bugüne gelişine dair şöyle bir değerlendirme yapıyor: “7 Ekim, bu çatışmanın çözülmesine gerek olmadığı ya da çözülemeyeceği yönündeki yanlış bir fikrin yirmi yıl boyunca kabul edilmesinin ve buna ortak olunmasının sonucudur.”
Aynı şekilde, çatışmanın uzun süre görmezden gelindiğine dikkat çeken Rula Hardal ise, “İsrailliler çatışmadan, Filistin meselesinden söz etmemeye; duvarların arkasında olup bitenleri duymamaya ve görmemeye alışmıştı: işgal altında, apartheid rejimi altında bir devlet ve bir halk. Biz, yani İsrailliler ve Filistinliler, bunu unutamayız” ifadelerini kullanıyor.
İki kadın, çözümün askeri değil siyasi olması gerektiğini vurguluyor. May Pundak bu konuda, “7 Ekim, İsrail ordusunun yaptığı hataların sonucu değildir. 7 Ekim, siyasi çözüm olmadığında yaşanan şeydir. Güvenlik, Mısır ve Ürdün’le olduğu gibi, siyasi anlaşmalar yapıldığında elde edilen şeydir” diyerek yaklaşımını netleştiriyor.
Mevcut siyasi tabloyu da eleştiren girişim, özellikle İsrail’deki iktidarın Filistin devletine karşı tutumuna dikkat çekerken, muhalefetin de alternatif bir yol haritası sunamadığını savunuyor. Oslo’da 1993’te başlatılan ve fiilen geriye neredeyse hiçbir şey kalmayan barış sürecine de oldukça eleştirel yaklaşan iki aktivist, “İki devletli çözüm artık yok; içi boş bir kabuktan ibaret” diyor.
Hareketin temel önerisi ise, “Ürdün Nehri’nden Akdeniz’e kadar tek bir vatan vardır, ancak bu topraklarda iki egemen devlet bir konfederasyon içinde birlikte yaşamalıdır” ifadeleri ile anlatılıyor.
“İki halkın serbest dolaşım ve yerleşim hakkına sahip olması ve ortak kurumlar aracılığıyla iş birliği yapılması öngörülüyor”
Bu modelde Kudüs’ün ortak bir şehir olması, iki halkın serbest dolaşım ve yerleşim hakkına sahip olması ve ortak kurumlar aracılığıyla iş birliği yapılması öngörülüyor. Pundak, bu yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Her devletin egemenliğini ortadan kaldırmak için değil, tamamlamak için ortak kurumlara ihtiyacımız var.”
Mülkiyet sorunlarının zorla tahliye yerine tazminat ve anlaşmalarla çözülmesi öneriliyor
Hareketin iki temel ilkesi var: serbest dolaşım ve yerleşim özgürlüğü. Buna göre Filistinli mülteciler Filistin’e dönerek vatandaşlık alabilecek, ardından konfederasyon içinde yerleşebilecek; ancak yaşadıkları ülkenin değil, kendi devletlerinin siyasi sistemine bağlı olacaklar.
Hareket ayrıca uzlaşma ve geçiş dönemi adaleti yaklaşımını savunuyor. Amaç, yeni bir adaletsizlik yaratmadan çözüm üretmek. Bu kapsamda mülkiyet sorunlarının zorla tahliye yerine tazminat ve anlaşmalar yoluyla çözülmesi, aynı şekilde bazı İsrailli yerleşimcilerin de tazminat sonrası bölgede kalabilmesi öngörülüyor.
Bu yaklaşım idealist görülse de, hareket bunu hem iki devletli çözüm yanlılarını yeniden mobilize edebilecek hem de Hamas ve aşırı sağcı Yahudi gruplara alternatif oluşturabilecek bir siyasi vizyon olarak görüyor. Rula Hardal, bu modelin Filistinlilerin hem devlet hem de tüm topraklara aidiyet ihtiyacına yanıt verebileceğini vurguluyor.
Tüm zorluklara rağmen hareket, yeni bir toplumsal ve siyasi zemin oluşturabileceğine inanıyor. May Pundak, farklı toplumsal kesimlerden destek almaya başladıklarını belirterek, önümüzdeki on yıl içinde bu yaklaşımı İsrail ve Filistin siyasetinde merkezi bir konuma taşımayı hedeflediklerini ifade ediyor.
Kaynak: Le Monde, Ayrıca bkz. “A Land for All". CNN'de yayımlanan Christiane Amanpour'un hareketin eş direktörleri Rula Hardal ve May Pundak ile yaptığı program için bkz. CNN
Kenneth Pomeranz ve Gisèle Sapiro gibi tarihçilerin de aralarında bulunduğu 121 akademisyen ve entelektüelden oluşan uluslararası bir kolektif, 2025 yılında Le Monde gazetesinde yayımlanan bir makalelerinde, vahşetleri kınamanın veya "iki devletli çözüm"e soyut destek vermenin artık yeterli olmadığını savunmuş ve "Avrupa Birliği'ni, İsrail ve Filistin devletlerinin tek bir ülke içinde birleşmesi modelini desteklemeye çağırıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.











Yorumunuz