Ukrayna'nın kuzeyinde, Kiev'e yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Pripyat kasabası yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali'nde 26 Nisan 1986'da saat 01:23'te meydana gelen patlama, tarihin en büyük nükleer felaketi oldu.
Nükleer santral 1977'de açıldı ve Pripyat, binlerce işçi ve ailelerini barındırmak için inşa edildi. Dört reaktörlü santral, Sovyet mühendisliği ve enerji planlamasının bir zaferi olarak tanıtıldı.
Santralin açılışından 9 yıl sonra yaşanan patlama, 40 sene sonra bile etkileri hissedilen bir trajediye yol açtı. O dönemdeki Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, Çernobil nükleer felaketinin, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü Glasnost ve Perestroyka siyasi reformlarından bile daha derinden etkilediğini söylemişti.
4 numaralı reaktörün patlaması sonucu düzinelerce çalışan hayatını kaybetti; patlama, elektrik akımı yükselmesi ve buhar birikmesi sonucu meydana geldi. Ancak daha büyük trajediler de yaşanacaktı.
Bunu takip eden günlerde, iyot-131, sezyum-137, stronsiyum-90, ksenon gazı ve plütonyum gibi yarı ömrü binlerce yıl olan radyoaktif maddelerin atmosfere salınmasıyla binlerce kişi daha akut radyasyon zehirlenmesi yaşadı ve burun kanaması, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler bildirdi.
Patlama anında reaktörün içinde bulunan herkes, bir yılda maruz kalabilecekleri dozda toplam radyasyona saniyeler içinde maruz kalmış oldu. Radyoaktif duman bulutları Avrupa'ya yayıldı.
Ortaya çıkan hasardan etkilenenler arasında, hasarı temizlemek için gönderilen işçi ekipleri arasındaki 600.000 kadar "tasfiye görevlisi" de bulunuyordu.
Toplam ölü sayısı bilinmiyor: Hayatını kaybedenlerin sayısı gizlendiği için binlerce kişinin öldüğünden endişeleniyor
Nükleer tesisteki patlama sonucu resmi olarak 30 kişi öldü.
Doktorlar, Ukrayna'da binlerce erken kanser kaynaklı ölümün, nükleer erime ve radyoaktif izotopların atmosfere salınmasıyla bağlantılı olabileceğinden şüpheleniyor.
Ancak Ukrayna'nın yanı sıra kuzey komşusu Belarus ve Rusya'nın doğusunda radyasyon zehirlenmesinden ötürü sonraki yıllarda binlerce kişinin daha ölmüş olabileceği düşünülüyor.
Çernobil felaketi nedeniyle hayatını kaybeden kurbanların tam sayısı yoğun bir tartışma konusu olmaya devam ediyor çünkü o dönemde Sovyet yetkilileri felaketle ilgili bilgilerin çoğunu gizli tuttu.
Afet bölgesinin etrafındaki alandan yüz binlerce insan tahliye edildi.
Ukrayna'da 115.000'den fazla insan evlerinden tahliye edildi
Felaketin ardından geçen günlerde Ukrayna'da 115.000'den fazla insan evlerinden tahliye edildi. Birçoğuna sadece birkaç günlüğüne evden uzakta kalacakları söylendi. Ancak çoğu bir daha evlerine geri dönmedi.
Çernobil Yasak Bölgesi milyonlarca yıl boyunca radyoaktif kalacak
Bazı tahminlere göre, Belarus sınırındaki Ukrayna topraklarının 2.600 kilometrekarelik bir bölümünü kapsayan Çernobil Yasak Bölgesi, milyonlarca yıl boyunca radyoaktif kalacak. Plütonyum-239'un yarı ömrü 24.110 yıl, Uranyum-235'in ise inanılmaz bir şekilde 704 milyon yıldır.
Patlamanın üzerinden kırk yıl geçtikten sonra, izole edilmiş bölge hayalet köylerle dolu. Çernobil kasabası bir zamanlar 14.000 sakiniyle hareketliydi. Yakındaki Pripyat ise bir zamanlar 45.000 kişiye ev sahipliği yapıyordu.
Radyoaktif Yasak Bölge içindeki evlerini terk etmeyi reddediyorlar
Ancak bu kasvetli mirasın yanı sıra şaşırtıcı bir dönüşüm de yaşanıyor. Çoğunluğu yaşlı kadınlardan oluşan yüz ila iki yüz kişi, hâlâ Yasak Bölge'de yaşamaya devam ediyor. Kendi kendine yerleşenler olarak bilinen bu kişiler, radyoaktif "yasak bölge" içindeki evlerini terk etmeyi reddediyorlar. Diğerleri ise, birkaç yüz dolara yıkık dökük bir ev satın alınabilecekleri yasak bölgenin kenarlarına taşınıyor.
"Dünyanın en güzel doğa rezervi"
Bölgede 3.000'e kadar bilim insanından oluşan bir ekip, kirliliği izlemek ve santralden geriye kalanları yönetmek için dönüşümlü olarak, vardiyalar halinde çalışıyor.
Radyoaktif kirliliğin gölgesinde, insanların bir coğrafyayı terk etmesinin sonuçlarına dair bir deney yürütülüyor. Çernobil'in Yasak Bölgesi bugün doğa tarafından geri kazanılmış ve "Dünyanın en güzel doğa rezervi" olarak tanımlanıyor.
İnsanlar bölgeyi terk edince yaban hayatı geri döndü
Bölge, vahşi at sürüleri, köpekler, kurtlar ve daha birçok hayvana ev sahipliği yapıyor.
On yıllarca süren yokluğun ardından, boz ayılar vaşak, kızıl geyik ve geyiklerle birlikte bölgeye geri döndü. En ilgi çekici olanı ise, 1998'de bir deney olarak Moğolistan'dan Çernobil'e getirildikten sonra yerleşmiş olan Moğol Przewalski atları popülasyonudur.
Patlamadan bu yana geçen yıllarda flora ve fauna, zehirli yeni koşullara ve insan yokluğuna uyum sağlayarak kelimenin tam anlamıyla tamamen yeni bir şeye dönüştü.
Organizmalar siyaha döndü
En ilginç dönüşümlerden biri de organizmaların siyaha dönmesidir; bilim insanları bunun, yüksek seviyedeki iyonlaştırıcı radyasyonu yönetmeye yardımcı olan melanin artışından kaynaklandığını sanıyor.
Çernobil'in en radyoaktif yapılarından bazılarının iç duvarlarında garip bir siyah mantarın geliştiği keşfedildi.
Radyasyondan zarar görmeyen mantar ve kurbağalar
Bilim insanları, 'Cladosporium sphaerospermum' adlı mantarın, diğer organizmaların etkilendiği şekilde iyonlaştırıcı radyasyondan zarar görmediğini keşfetti. Dahası, C. sphaerospermum radyasyona maruz kaldığında daha iyi büyüdü.
Çernobil yasak bölgesinde koyu yeşil ve hatta siyah deriye evrimleşen yeşil ağaç kurbağalarında da benzer bir değişim gözlemlenmiştir.
Bölgedeki kurtlar bile doğal seçilim yoluyla hızla uyum sağlamış ve yapılan çalışmalar, kanserle ilişkili kilit genlerin "biyolojik bir kalkan" oluşturacak şekilde mutasyona uğradığını göstermektedir.
Princeton Üniversitesi evrimsel biyoloğu Cara Love, bölgedeki kurtların ortalama bir insan için günlük güvenli radyasyon sınırının altı katına maruz kaldığını keşfetti.
Kanser tedavisi için radyoterapi gören bir hastaya benzer şekilde, kurtlar da kansere direnç gösteren, değişmiş bir bağışıklık sistemi ve genetik kodlarında değişiklikler geliştirmişlerdir.
Şimdi bölgede son 100 yıldır görülmemiş sayılarda dolaşıyorlar.
Çernobil'den alınan dersler
Nükleer felaketin üzerinden geçen on yıllar içinde, yalnızca 2011 depremi ve tsunamisi sonucu Japonya'daki Fukuşima Nükleer Santrali'nde meydana gelen hasar, Çernobil'in ölçeğine yaklaşmaktadır. Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği'nde 7 (Büyük Kaza) olarak derecelendirilen tek diğer nükleer kaza da budur.

2011'deki Fukuşima kazası
Bazıları, Fukuşima'nın küresel kirliliğinin daha kötü olduğunu, çünkü santralin kıyı konumundan dolayı radyoaktif atıkların doğrudan Pasifik Okyanusu'na aktığını ve dünyanın dört bir yanına yayıldığını savunuyor.
Çernobil'in izole bölgesinde doğanın ve bazı küçük insan topluluklarının nasıl geliştiğine bakıp nükleer felaketten korkacak pek bir şeyimiz olmadığı sonucuna varmak cazip gelebilir.
Ancak uzmanlar, insan varlığının azalması ve bölgenin yeniden doğallaştırılmasının hayvanların büyük sayılarda üremesine olanak sağlasa da, bu hayvanların genellikle sağlıksız oldukları konusunda uyarıyor. Bireysel hayvanlarda kanser oranlarının yüksek olmasının yanı sıra, beyin küçülmesi, katarakt ve diğer genetik mutasyonlar da görülmeye devam ediyor.
Radyasyona maruz kalmanın neden olduğu kanserden erken yaşta ölen insan sayısını kesin olarak bilmek neredeyse imkânsızdır.
İnsanların genel olarak hayvanlara göre daha karmaşık sağlık sistemleri vardır ve daha uzun yaşam süreleri, radyasyonun etkisinin daha uzun süre hissedilmesine olanak tanır.
Çernobil patlamasının toplumsal bir mirası da var. Yüz binlerce insan evlerinden edildi ve bir daha asla geri dönmedi. Felaketin ardından temizlik çalışmalarını yürüten "tasfiye işçileri" travma ve sağlık sorunlarıyla boğuşurken, son zamanlarda da haklarında ve tazminatlarında yapılan kesintilere karşı gösteriler düzenlediler.
Kızıl Orman'da radyasyon seviyeleri halen çok yüksek
En tehlikeli bölgelere erişim halen mümkün olmasa da, risk ortadan kalkmadı. Araziyi yeniden ele geçiren orman halen yüksek derecede radyoaktif. Eğer yanarsa, zehirli duman ve kül, yasak bölgenin çok ötesine yayılabilir.
Patlamadan sonraki günlerde pas kırmızısı bir renge bürünmüş ağaçlardan adını alan Kızıl Orman'da yapılan drone araştırmaları, radyasyon seviyelerinin son derece yüksek kaldığını gösterdi.
Çernobil faciasından sonra 31 ülkede 400'den fazla nükleer reaktör faaliyette; yaklaşık 70 yeni reaktörün de inşası sürüyor
1986'daki Çernobil faciası, nükleer enerjiye dair küresel korkuları artırdı ve Avrupa ile diğer bölgelerde bu teknolojinin gelişimini yavaşlattı. Ancak aradan geçen kırk yılın ardından dünya genelinde nükleere ilgi yeniden canlanıyor, Ukrayna ve İran'daki savaşla birlikte bu eğilim hız kazanmış durumda.
Dünya çapında 31 ülkede 400'den fazla nükleer reaktör faaliyetteyken yaklaşık 70 yeni reaktörün de inşası sürüyor. Bugün nükleer enerji, dünya elektriğinin yaklaşık yüzde 10'unu üretiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı (IEA) Fatih Birol, Çernobil ve 2011'de Japonya'daki Fukuşima felaketi sonrası nükleer enerjiye ilginin azaldığını ancak şimdi tablonun değişmekte olduğunu söylüyor: "Orta Doğu'daki savaşla birlikte nükleerin geri döneceğinden yüzde 100 eminim. Güvenli bir elektrik üretim sistemi olarak görülüyor ve Amerika'da, Avrupa'da, Asya'da çok güçlü bir geri dönüş göreceğiz."
Rusya Türkiye'de santral inşa ediyor
Rusya nükleer teknoloji ihracatında lider konumda, biri Türkiye'de olmak üzere dünya genelinde 20 reaktör inşa ediyor.
Türkiye'nin ilk nükleer santrali olacak Mersin'deki Akkuyu'da üretime kısa sürede başlanması hedefleniyor. Rus yapımı bu santrale ek olarak Sinop ve Trakya'da da santraller inşa edilerek elektriğin yüzde 10'unun nükleerden karşılanması hedefleniyor.
Rusya'nın kendi topraklarında ise 34 faal reaktör bulunuyor. Topraklarının bir kısmı Rusya işgali altındaki Ukrayna, elektriğinin yaklaşık yarısını nükleer enerjiden sağlıyor. Nisan 1986'da Çernobil'deki 4 numaralı reaktör patladığında Ukrayna henüz Sovyetler Birliği'nin parçasıydı.
2011'de Fukuşima ile manşetlere taşınan Japonya ise 15 reaktörü yeniden devreye aldı, 10 reaktörün daha kısa sürede yeniden faaliyete geçmesi bekleniyor.
Güney Afrika, Afrika kıtasında nükleer santrale sahip tek ülke konumunda. Mısır'da Rusya tarafından bir santral inşa ediliyor.















Yorumunuz