Röportajlar

Başbakan Ersan Saner'den Önemli Açıklamalar: 'Yeni ekonomik kalkınma modelleri üzerinde çalışıyoruz’

Can Sarvan

Başbakan Ersan Saner’i tanıyanlar, siyasi görüşleri farklı olsa bile aynı noktada birleşir: Saner son derece sabırlı, yapıcı, sorun çözücü ve sorumluluk almaktan kaçınmayan bir siyasetçidir. 

Alışık olmadığımız bir profil sergiler: İnsanlara tepeden bakmaz, sesini yükseltmez, birçok siyasetçinin aksine görünüşüne, stiline ya da giyim tarzına ekstra hiçbir şey katmaz. Sürekli yeni projeler üzerinde çalışır ve bu projeleri hızla gerçekleştirmesi ile tanınır. 

Matematikle arası çok iyidir. Rakamları herhangi bir nota bakmadan doğru hatırladığına, hesap makinesi kullanmadan hesap yaptığına çok şahit olan vardır. Röportajı yaparken, matematiksel verileri o anda kağıt kalem kullanmaksızın hesapladığına bizzat tanık oldum.

Kadına yönelik şiddete duyarlıdır. Kadınlara ve fikirlerine göstermelik değil, hakiki bir saygıyla yaklaşır. 

Hükümetin aldığı aşılılara ücretli test kararı toplumsal tepki üzerine geri çekildi. Bu demokrasi adına doğru ve hoş bir gelişme ancak aşılama oranı güneyde % 73, bizde % 47. Aşılanma oranı nasıl artırılacak?

Aslında ben olayı ‘karar alındı ve geri çekildi’ gibi görmüyorum. Esasında büyük resmi okumak lazım. Büyük resimde de şunu görüyoruz: Evet, ülkedeki aşılama oranının bir an önce artırılması gerekiyor. 23 Aralık’ta, ilk Türkiye ziyaretimizde biz 500 bin doz aşı getireceğimize söz verdik ve haziran ayına kadar bu aşıların yapılması hedefini koyduk. Bu hedefi koymamızın nedeni eğitim ve turizm sektörlerimizin önünü açabilmekti. Temmuz ayı döneminde, dünyada hâlâ 60 küsur ülke henüz aşıyla tanışmamışken biz aşı temin ettik. Yaklaşık 172 bin aşı dozu da Avrupa Birliği üzerinden güneyden ülkemize geldi. Toplam 672 bin doz aşımız var elimizde ama daha toplumun % 50’si aşılanmamış durumunda. Aşılanmanın özendirilmesi için bir şeyler yapılması gerekiyordu. Bu kararların alınışının sebebi ülkede aşılamayı özendirmektir. Nitekim bu karar üretildikten sonra, sadece 1 günde 6.500 kişi aşılandı. Demek ki insanlarımızı aşılamaya yönlendirebilirsek aşılanma sorunu daha kolay çözülecek. AdaPass uygulaması ile aşılamayı daha yaygın hale getirmeye başladık. Buna dikkat etmedik, kişilerin antijen testine vereceği paraya takıldık. Hâlbuki bizim burada esas hedeflediğimiz, birincisi, insanlarımızın hasta olmaması; ikincisi, insanlarımızın hastalığa yakalanmamasını sağlayarak sağlık sistemimize yüklenilmemesi ve dolayısıyla devletin sağlık sistemine yaptığı harcamaların azalmasıdır.

Bütçede ücretsiz antijen ve PCR testleri ile ilgili sorun yok mu?
Tabii ki var. Ücretsiz testler nedeniyle ayda, ortalama 25 milyon TL’lik bir harcamamız var. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok, her yerde PCR testleri ücretli. Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dayanabildiğimiz yere kadar bu maliyeti taşıdık. Ancak bu harcamalar bütçeye çok fazla ek yük getirmeye başladı. Bununla birlikte, bizi o karara iten bütçeden ziyade insanların sağlıklı yaşamasını sağlamaktı. İstatistiklere değer veren biri olduğumu siz de bilirsiniz. Hükümeti kurduğum gün Meclis’te şu istatistikleri paylaşmıştım: Dünyada 2020 yılı boyunca enfekte insan sayısı 86 milyon, hayatını kaybeden insan sayısı 1 milyon 750 bindi. Bugün enfekte insan sayısı 218 milyonu geçti. Hayatını kaybeden insan sayısı 4 milyon 600 bine ulaştı. 8 ayda geçen yıla oranla 2 milyon 850 binden fazla insan hayatını kaybetti. Hasta olan insan sayısı 219 milyona çıktı. Geçen yıl 86 milyon olan hasta sayısı 8 ayda 219 milyon hastaya çıktı. Bunu niye anlatıyorum: Son günlerde bizde de ölümler arttı. Evet, doğru. Ama her zaman mukayese ettiğimiz dünyanın diğer ülkelerine baktığınızda, güneyle karşılaştırdığınızda kayıp sayısı 513'tü en son. Bizden nüfus olarak 3 kat fazla güneyin kayıp sayısı bizim kayıp sayımızın yaklaşık 8 katıdır. Önceki gün 4 bin aşı yapıldı. Günlük 4.000-5.000 arası aşı yapıyoruz. 1-4 Eylül arasında, 4 günde 20 bin aşı yapıldı. Toplamda 8 ayda 200 bin aşı yapıldığı düşünülünce, 4 günde 20 bin aşı çok ciddi bir rakamdır. Bu da bugüne kadar yapılan aşının % 10'u; toplam gelen aşınınsa yaklaşık % 3'üdür. Demek ki biz bu süreci çok daha iyi yürütüyoruz. Bunu görüyoruz zaten. Yabancılara mal satışında da bunun etkisini son dönemde görüyoruz. Yabancılar burayı çok daha emniyetli gördükleri için buradan mal satın alıyorlar. Müteahhitlerden bize satışlarının iyi gittiği yönünde bilgiler geliyor. Covid döneminde bize izin verin mallarımızı satalım dediler, biz de imkân verdik.

‘Daha güvenli olduğumuz için yabancılara mülk satışı arttı’

Covid karantinaları döneminde kuzeyi daha güvenli bulan yabancılar daha fazla mülk aldı diyebilir miyiz? Hangi ülkelerden daha çok talep oldu?
Birçok müteahhit bana bu yönde bilgi verdi. Ağırlıklı olarak Ruslar, İskandinav ülkeleri ve İran’dan mülklere talep oluyor. 23 Haziran itibarıyla lokomotif sektörlerimiz turizm ve eğitim sektörlerimizdeki tüm çalışanların Johnson & Johnson aşısıyla aşılanmalarını sağladık. 1 doz aşıyla hedefimiz gerek yüz yüze eğitimi başlatmak gerekse de turizm sezonunda insanların etkilenmemesini sağlamaktı. Yüz yüze eğitim başlıyor. Lefke Avrupa Üniversitesi rektörüyle önceki gün görüştüm. Rektörümüz Lefkelilerin öğrencilerin gelmesinden memnun olduğunu ifade etti. Gelecek üniversite öğrencilerine 45 bin doz aşı ayırdık. Çocuklarımızı aşılayacağız. Bunu da dünyada bizden başka yapan olduğunu sanmıyorum. 

Aşılama oranının yükseltilmesi son derece önemli. Bu konuda hükümetin atmayı planladığı başka adımlar var mı?

AdaPass uygulaması sayesinde birçok yere aşısızsanız giremeyeceksiniz.

‘AdaPass’ın kontrolünde belediyelerin ciddi görev üstlenmesi gerekiyor’

AdaPass’ın ne kadar kullanıldığını nasıl kontrol edeceksiniz?
AdaPass’ın kontrolünde artık belediyelerin ciddi görev üstlenmesi gerekiyor. Bu nedenle ilgili yasayı da değiştirdik. Ben göreve geldikten sonra belediyelerin denetime pek sıcak yaklaşmadığı izlenimi edindim. Tekrar bir yasal düzenleme yaparak, hem denetleme için kendilerine yetki verilmesini hem de kesilen cezaların kendi bütçelerine kalmasını sağladık. Henüz istediğimiz yere geldik mi denetimlerde; doğrusu, hayır. İlçe Emniyet Kurulları, kaymakamlıklar başkanlığında belediye, polis ve sağlık birimlerinin bulunduğu bir kuruldur. Ayrıca, AdaPass uygulamasının yanı sıra konulacak optik okuyucularla uygunsanız girecek, uygun değilseniz giremeyeceksiniz. Her işletme optik okuyucuları Sağlık Bakanlığımıza kaydolmak koşulu ile toplu mekânlarda kullanabilecek. Dağıtılan QR kodları pazartesi gününden itibaren geçerli olacak. AdaPass ve optik okuyucular ülke çapına yayıldığında, denetim bir yanıyla zaten otomatik gelişmiş olacak.

Küçük ve orta boy işletmeler de optik okuyucuları kullanabilecek mi? Öteki türlü denetimi belediyelerin yapacağından nasıl emin olacağız?
Mahallenin küçük bakkalına da optik okuyucu koymamız beklenmiyor herhalde. Esasen belediyelerin işyerlerini denetlemesi gerekiyor. İşletmelere ceza kesebilirler ve ceza da tamamen belediyelerin bütçesine kalır. Önümüz kış, insanlarımız da kendilerini korumak için bir yere girer çıkarken AdaPass’ın uygulanıp uygulanmadığını doğal olarak denetleyecektir diye düşünüyorum. Bankalar, mağazalar veya kuaförler kendi tedbirini almazsa, belediyeler her bir binaya 10 zabıta dikse de olmaz. Toplumsal sorumluluk bu anlamda çok önemli. Bütün insanlık bu hastalıktan bıktı. Fakat bıksak da bu hastalıkla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. 2020’de bu hastalık biter dedik, 2021’i bitirdi; 2022’yi de yemeye başladı. Çok temkinli olarak ve kurallara uyarak bu hastalıkla daha yaşamaya devam etmemiz gerekiyor.

Aşısızların Anayasal haklarının çiğnendiği görüşü de yükseltiliyor. Yorumunuz?
O da olacak ama diğer insanların da sağlıklı yaşamak adına Anayasal hakları var.

‘Eylül ayı kolay geçmeyecek’

Hükümetin borçlanması kararı bütçede sıkıntı olduğunu göstermiyor mu?
Covid-19’dan dolayı bütün dünya ekonomilerinde olduğu gibi bizim de ekonomimizde ciddi bir daralma var. Bu daralmaya rağmen destek veriyor muyuz; vermeye çalışıyoruz. Ne kadar imkân yaratabilirsek, o kadar destek verebiliyoruz. Ekonomimiz ağırlıklı olarak turizme ve yüksek öğrenime dayalıyken petrol kaynağımız yok ki satalım ve halkımıza destek verelim. Bu çerçevede anavatan Türkiye’nin desteklerini göz ardı edemem. Bize çok ciddi katkılar yaptılar. Bu ay çok ciddi sıkıntılarımızın olacağını şimdiden görebiliyorum. Eylül ayı kolay geçmeyecek. 

‘Maliye Bakanımız gibi ben de her ay sonunu uykusuz, büyük sıkıntılarla geçiriyorum. Bir tek haziran ayında rahat uyuyabildik’

Covid-19’dan dolayı yapılmış ciddi harcamalarımız var. Toplanan vergilerin ödeme şekilleri itibarı ile her eylül ayı ödemelerin en alt dönemidir. Bir sonraki ayda böyle bir sıkıntı beklemiyorum. Gelen para borçlarınızın karşılanmasına yetmiyorsa, bir kısmı borçlanmayla, bir kısmı imzaladığımız protokol sayesinde anavatan Türkiye’den gelenle kapanacaktır. Maliye Bakanımız ve benim bir tek haziran ayında rahat uyku uyuduğumuzu söyleyebilirim. Onun dışında her ay sonunu uykusuz bir tempoyla geçiriyoruz. Bunu da böyle bir dönemde ülkeyi yönetirken ne kadar sıkıntı çektiğimizi ifade etmek için söylüyorum size. Muhalefet de bu durumu gayet iyi bildiği için elini taşın altına koymuyor. ‘Muhalefet en iyi parayı biz buluruz’ der ama…

Onu daha çok UBP demez miydi?
UBP en iyi güvenceyi veren partidir. Protokolü uygular. Nitekim imzalanan protokole yönelik birçok yasa tasarısı hazırlanmıştır.

‘Teknoloji ağırlıklı yeni ekonomik kalkınma modelleri üzerinde çalışıyoruz’

Vergi kaçağı çok fazlayken hükümet nasıl gelirlerini artıracak? 
Vergi toplamak gibi vergi ödemekle ilgili de anomaliler mevcuttur. Bu doğru ama ülkenin artık farklı bir ekonomik modele geçmesi gerekiyor. Bunun böyle yıllarca gitmeyeceğini artık görmek gerekiyor. ABD’yi yeniden keşfetmeye gerek yok. Bir Singapur gibi, bir Dubai gibi, benzer modellerin üzerinde çalışılması gerekiyor. Teknolojik yatırımların artırılması gerektiğini, daha küçük teknolojilerin üretimine geçmemiz gerektiğini düşünüyorum.

'Benim mesleğim mimarlık. Biz hayal ettiğimiz şeyi somut şekilde hayata geçiren bir meslek grubuyuz'

Bu hep söylenir de bir türlü yapıldığına tanık olamadık…
Hep söylenir, haklısınız. Ama benim mesleğim mimarlık. Biz hayal ettiğimiz şeyi somut şekilde hayata geçiren bir meslek grubuyuz. Bu konuda da iddialıyım. İnşallah önümüzdeki Kurultay’ı ve erken genel seçimi atlattıktan sonra çok ciddi bir çalışmayla, bir vizyon ortaya koyarak, ülkenin ekonomik kalkınmasında yeni modelleri hep birlikte tartışacağız.

'Kasım ayındaki ilk sulama döneminde Güzelyurt havzası sulanacak. Mesarya Ovası da suya kavuştuğunda oradaki verimin ne kadar artacağını hep birlikte göreceğiz'

Tarım ve turizm sektörlerinde küresel ısınma nedeniyle ciddi sorunlar yaşanabilir. Yeni alanlara zaten yönelmemiz gerekmiyor mu?
Evet, ama her şeyi bırakıp da bir anda başka alanlara geçmek gibi algılanmamalı bu. Covid-19 süreci ülkedeki üretimin ne kadar önemli olduğunu hepimize tekrar gösterdi. Tarımsal alanda daha önce gene hükümetimiz döneminde, İrsen Küçük Bey döneminde Alaköprü Barajı’ndan ülkeye su geldi. İki ay önce bir tünelle, gelen suyu Güzelyurt Ovası'na taşıdık. İnşallah kasım ayındaki ilk sulama döneminde Güzelyurt havzası sulanacak. Yeraltı su kaynaklarımız tekrar güçlenmeye başlayacak. Bölgede ciddi ürünler elde edilecek. Niş ürünler üretilerek, daha fazla gelir elde edilecek.

Tarımdan kaçan, tarım sektöründen çıkan da çok…
Kaçmıyorlar. Benim yaptığım gezilerde görüyorum bunu. Özellikle Mesarya bölgesine su gelmesi çok mühim, çok ciddi bir projedir. Anavatan Türkiye’de Konya Ovası'nın suyla buluşmasına benzerdir bu. Bir önceki görüşmemizde Sayın Fuat Oktay ile Güzelyurt havzasından Mesarya havzasına geçecek suyun 100 milyon TL’lik ihalesini imzalamıştık. Mesarya Ovası suya kavuştuğunda oradaki verimin ne kadar artacağını hep birlikte göreceğiz.

Tarıma geri dönmek isteyenlerden ya da tarımsal alanda yatırım yapmak isteyenlerden talepler var mı?
Var, var. Mesarya bölgesinde tarımsal üretim yapmak için arazilerin satın alındığını biliyorum.

Peki bu yatırımcılar daha çok Kıbrıslı Türk mü yoksa Türkiyeli yatırımcılar mı?
Kıbrıslı Türkler var. Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen yatırımcılar olduğunu da biliyorum.

‘Bu seçimde farklı bir vizyonla, iddialı bir şekilde halkımızın karşısına çıkacağımızı söyleyebilirim’

‘Dubai, Singapur gibi olmak’ dediniz, nasıl bir strateji söz konusu biraz açabilir misiniz?
Dubai, Singapur gibi niye olmayalım dedim. Onlar gibi olalım demedim. Bize uygun hangi ekonomik modeller olabileceği üzerine çalışmalarımız başladı. Bunu zamanı geldiğinde herkesle paylaşacağız. Biliyorsunuz bizde bir şey ifade ettiğinizde, konuştu ama yaptıydı, yapmadıydı noktasına taşınıyor her şey. Kuzey Kıbrıs Hava Yolları olayından sonra çok temkinliyim. Ama şimdilik geleceğe yönelik çok önemli projelerimizin olduğunu, bu seçimde farklı bir vizyonla ve iddialı bir şekilde halkımızın karşısına çıkacağımızı söyleyebilirim.

'2013’de temelini attığımız yollar bile 8 yıl sonra tamamlanıyor'

Bilişim Adası olacağımız söyleniyordu…
O konuda çok üzülüyorum. Telefon Dairesi’nin kamu özel ortaklığına 10 yıldır geçememiş olmasına gerçekten üzülüyorum. 2013’de ben bıraktığımda, neredeyse sonuna gelmiştik. Aradan 8 yıl geçti hâlâ daha aynı noktaya gelinemedi. Bu büyük bir kayıptır diye düşünüyorum. Telekomünikasyon sektöründe buraya gelecek olan yatırımcıların önünü açmadan bu yatırımlar yapılamaz. 2013’de temelini attığımız yollar bile 8 yıl sonra tamamlanıyor. Yeni yollarımız da başladı. Yeni, 500 yataklı hastane için de çalışmalarımız devam ediyor. Yeni dönemde yeni projelere imza atıp, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşam kalitesini değiştireceğimize inanıyorum. Böyle konuştuğumuzda klavye kahramanlarının sosyal medyadan neler yazabileceğini tahmin ediyorum ama ben bu tip olaylara pek aldırış eden biri değilim. Çünkü hayatımda hesabını veremeyeceğim hiçbir işlem yoktur. İnançlı bir şekilde, ortaya koyacağımız yeni vizyonla, ülkemize çok farklı bir gelecek yaratacağımızı düşünüyorum.

Bu yeni vizyon Türkiye yetkilileri ile istişare yapılarak mı oluşturuluyor yoksa parti içinde mi geliştiriliyor?
Bugüne kadarki siyasi yaşamımda ki onuncu yıldayım, anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile proje bazında görüştüğümüz hiçbir olayın gerçekleşmediğini görmedim. Binali Yıldırım Bey ile 2013 yılında görüştüğümüzde, bana kendisi 2020 yılı hedeflerinin 2015 yılında gerçekleşeceğini ve biraz hız kesmekten bahsetmişti. Biraz vites düşürmekten bahsediliyordu kısacası. Ama sonra ne oldu? 2020 hedeflerine 2021’de bile ulaşmamış durumdayız. 2013’te temelini attığımız yollar bitmedi. Temeli atıp hızla ilerlemek gerekiyor. Bir de çok daha fazla proje üreten bir ülke olmalıyız. 

‘En büyük sorun, kafalardaki statükonun yıkılmamasıdır. Çok statükocuyuz’

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne vadettiği 1.2 milyar euronun taksit taksit ödenmesi birçok reformun yapılmasına bağlı. Şayet reformlar AB’nin talep ettiği şekilde yapılmazsa, ilk dilim olan 65 milyon euronun ödenmesi askıya alınacak. Bizde ise neredeyse her şeye karşı çıkılıyor. Karşı çıkılamayacak olana da muhalefet ediliyor. Bu nasıl değişecek sizce?
Bence Kuzey Kıbrıs’ta en büyük sorun, kafalardaki statükonun yıkılmamasıdır. Çok statükocuyuz. 2012 yılında Ercan özelleştirmesi benim dönemimde oldu. Ülkedeki tek özelleştirmedir. Belki arzu ettiğimiz sonuca tam ulaşamadık ama 15 Kasım 2021’de açılması için gerekli çalışmalar hızlandırılmıştır şu anda.

Bu sefer gerçekten yeni havalimanı açılacak mı?
Ben açılacağına inanıyorum. 15 Kasım’a yetişmezse, 15 Ocak’ta açılır. Artık son noktaya gelindiğini görüyorum. Müteahhidin inşaatı bitirmesinin önünde engel olarak görmüş olduğu konuların tümü çözülmüş durumdadır. 

'Ercan Havalimanı'ndan artık yıllık 150 milyon TL gelirimiz var. Bu rakam her ay memurlara yapılan maaş ödemesinin üçte birine tekabül eder'

Artık gelir paylaşımı olduğuna göre hükümetlerin eli biraz rahatlayacaktır diyebilir miyiz?
Ercan’da 2010 yılında biz zarardaydık. Artık her sene Ercan’dan gelir elde ediyoruz. Tabii ülkeye uçuşlar durduğu için Covid dönemini hariç tutuyoruz ama Ercan’dan artık devletin ciddi bir kazancı olduğunu söyleyebilirim. Covid öncesi son dönemde Ercan’dan giriş çıkış 4 milyondu. Eskiden giderlerimiz gelirlerimizden daha fazlaydı. Devlete para kalmazdı. Şu andaysa artık giderimiz yok, gelirimiz var. Sadece 2 milyon yolcudan 15 euro alsanız, bu 30 milyon euro eder. 30 milyonun 15 milyonu bize kalıyor. Bu da yıllık 150 milyon TL’dir. Bu rakam her ay memurlara yapılan maaş ödemesinin üçte birine tekabül eder. Daha önce böyle bir gelirimiz yoktu.

Bu rakam daha da artacak mı?
Yolcu sayısı artmadığı sürece bu rakam daha fazla artmaz. Ama yine de büyük bir gelişme kaydedilmiştir. 2010 yılında yıllık giriş çıkış, 1 milyon 980 bindi. 10 yılda % 100 arttı. Ortalama her sene % 3 ile % 5 arasında yolcu sayısında artış yaşanmıştır.

‘Nakdi Varlıklara İlişkin Mali Düzenleme Hakkında Yasa Gücünde Kararname’ ve kara para meselesi çok tartışıldı. Kararnameden kimlerin yararlandığı açıklanacak mı?
Bizim kimlerin yararlandığını açıklamamızda bir sorun yok. Ben tam olarak isimleri bilmiyorum şu anda. Ama açıklarız.

‘Öyle beklediğimiz kadar bir gelir olmadı’

Beklentileri karşıladı mı gelen para? Bir daha benzer bir uygulama yapılacak mı?
Hayır, yok karşılamadı. Öyle beklediğimiz kadar bir gelir olmadı. Zaten CTP döneminde başladı bu uygulama. Bizimle başlayan bir şey değil. Ahmet Uzun Bey döneminde başladı. Daha sonra Zeren Mungan döneminde de yapıldı. Şimdi de bizim dönemimizde gerçekleşti. Tabii toplumda farklı algılar oluştu.

‘Mevcut casino izni olanların dışında başka şirketlere online casino izni vermeyi düşünmüyoruz’

Hükümetin online casino izni için bir yasa tasarısı hazırladığı biliniyor. Taslak tasarı daha önceki versiyonundan çok farklı olarak, izin ücretlerini ödeyecek ve teminatları sunabilecek KKTC’de kurulu herhangi bir şirket yerine izinlerin sadece mevcut otellere ve bahis evlerine verileceği görünüyor. Bir yandan da oyunculara yapılacak ödemelerin KKTC’de hizmet veren bankalarda açılacak hesaplar üzerinden yapılacağı belirtiliyor. Devletin sunucular ve domainler üzerinde kontrolü olacak mı? 

Tasarı Bakanlar Kurulu’nda tartıştığımız bir yasa tasarısı. Henüz Meclis’e gitmedi. Meclis’e gittiğinde ne tür değişikliklere uğrar bilemiyorum. IP numarası BTHK (Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu) üzerinden geçeceği için kontrolünün bizde olacağı kesin. Sunucular devletin üzerinden geçecek. BTHK’da çok ciddi bir birikim var. Sunucular oradan sağlanacak. Ama yedekleme sorun olacak. Bunlar nasıl çözülecek halen tartışılıyor. İki, üç nokta üzerinde, sizin bahsettiğiniz konu da dahil tartışılıyor henüz. Konu Bakanlar Kurulu’nda ele alınırken ağırlıklı olarak herkesin görüşü, 500 yataklı yatırım yapacakların casino izni için bizim kapılarımızda sürünmemesi gerektiği yönündedir. Alsınlar izinlerini, gelsinler yatırımlarını yapsınlar. Nasıl olsa bu yatırımları kimse sırtına vurup götüremeyecek. Casino işletme iznine sahip olanların da bu izne sahip olması gibi bir görüş hakim Bakanlar Kurulu’nda. Mevcut casino izni olanların dışında başka şirketlere bu izni vermeyi düşünmüyoruz. Geçerse bu yasa, başkasına vermeyeceğiz. Genel görüş bu yöndedir.

4 yerel bankanın zararda olduğu, bir başka banka hakkında birçok dava açılıp polise şikâyetlerde bulunulduğu bilinmektedir. Neden bankalar daha iyi denetlenmiyor? Piyasadaki daralma ve donuk alacakların artması yerel bankaları zora sokabilir mi?
Ben Sayın Merkez Bankası Başkanı ile yaptığım görüşmelerde bu konuda herhangi bir sıkıntımızın olduğunu gözlemlemiyorum. Bana, olayların kendi mecrası içerisinde devam ettiği ifade edilmektedir. Bankacılık çok hassas bir sektördür. Benim burada ifade edeceğim menfi ya da müspet herhangi bir görüş bu ülkenin bankacılık sistemi üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Bana söylenen her şeyin kontrol altında olduğu, herhangi bir sıkıntı olmadığıdır. Daha fazla bu konuda yorum yapmam doğru olmaz.

'Asgari ücrette % 10 - % 11 gibi bir rakam üzerinde anlaşılabilir'

Eski bir Çalışma Bakanı olarak asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Asgari ücretin hayat pahalılığı oranında artması gerektiğine yürekten inanıyorum. Hayat pahalılığı % 8.8 idi. Temmuz’u da katarsak % 10 - % 11 gibi bir rakam üzerinde anlaşılabilir. İşçi ve işveren sendikalarının birlikte hareket etmelerini çok olumlu karşılamakla birlikte, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığım boyunca işverenlerin devlet katkısı olmaksızın bu rakamları nasıl karşılayabilecekleri konusunda ciddi sıkıntıları olduğunu gözlemledim. 10-11 gibi bir rakama tamam diyoruz da, 11 deseydik de işverenlerin hepsi karşı çıkacaktı. Burada İstihdam Destek Fonu’ndan Sosyal Güvenlik Kurumlarına katkı yapmamızı arzu ediyorlar. Katkı yapılırsa, biz bunu kabul ediyoruz diyorlar. Üzerinde imkânlara göre bir çalışma yapıyoruz. İstihdam Destek Fonu’ndan yerel şirketlerimizi desteklemeye çalışacağız. 1 ila 10 arasında işçi çalıştıran toplam yaklaşık 9 bin iş yerinin 7.800’ünü kapsayacaktı bu destek, fakat şu anda daha büyük şirketleri, 10 kişi ve üzerinde çalışanı olan şirketleri de kapsayacak şekilde üzerinde çalışıyoruz. Ona göre sivil toplum kuruluşları ile birlikte asgari ücreti kararlaştıracağız. Asgari ücreti belirlediğinizde ülkedeki vergi matrahındaki sınırları da yukarı çekiyorsunuz, bir sonraki dönemde vermek zorunda olduğunuz yasal zorunluluk kapsamındaki ödemeleri de üst noktalara taşıyorsunuz. Tüm bunları düşündüğümüzde çok daha temkinli olunması gerekiyor. 

'Kapalı Maraş'ın alt yapısıyla ilgili gerekli çalışmalar yapılmış ve yapılacak harcamanın miktarı hazırlanan keşifle belirlenmiştir'

Kapalı Maraş’ın % 3,5’luk bölümünün açılmasına ilişkin olarak Kıbrıslı Rumlara tazminat ayrıldı mı?
Açılan, % 3,5’luk bölgede 34 müracaat var. Ama Maraş’ta alt yapının çalışır duruma getirilmesi önceliğimizdir. Kanalizasyon, su, elektrik alt yapısı kurulmadan, asfalt yol yapılmadan bu müracaatları değerlendirmek çok da anlamlı olmayacaktır. Çünkü bu müracaatlar alt yapı tekrar kurulmadan değerlendirilemez. Kapalı Maraş'ın alt yapısıyla ilgili gerekli çalışmalar yapılmış ve yapılacak harcamanın miktarı hazırlanan keşifle belirlenmiştir. Bu rakamları şu anda paylaşmamsa mümkün değildir.

'Yıldızlı 1’le hayatımın en zor dönemi'

Hayatınızın en zor dönemleri arasında, böyle bir sağlık krizinin ortasında başbakanlık yapmayı kaçıncı sıraya koyardınız?
Yıldızlı 1.

: